Bu dilekçeyi kaleme almaktaki
amacım, ortaya atılan birtakım iddiaların gerçek dışı olduğunu
ve bu iddiaların kaynağının birkaç art niyetli kişi olduğunu
tarafınıza bildirmek istememdir.
Mahkemeniz huzurunda bizzat
annem tarafından dile getirilen iddiaların hiçbiri gerçekleri
yansıtmamaktadır. Bununla ilgili açıklamalara geçmeden önce
söz konusu iddialar doğrudan benimle ilgili olduğu için,
kendimle ilgili birkaç hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Ben 32 yaşında yetişkin bir insanım. Boğaziçi Üniversitesi
mezunuyum. Gerek aldığım eğitim gerekse yaşımın getirdiği
tecrübe ile şahsıma yapılacak herhangi bir haksızlığa ya
da mağduriyetime neden olacak biri davranışa karşı, hakkımı
koruyabilecek olgunlukta bir kişiyim. Dolayısıyla burada
bahsi geçen iddiaların hiçbirisinin aslı astarı bulunmamaktadır.
Bu davada yargılanan kişilerin hiçbir kanuna aykırı davranışına
maruz kalmadım. Annem de kalmadı.
Benim Bilim Araştırma Vakfı
çevresinden birkaç arkadaşım bulunmaktadır. Boğaziçi Üniversitesi'nde
iken arkadaşım olan Selçuk Hazineci ve onun vesilesi ile
tanıştığım birkaç kişi bildiğim kadarıyla BAV çevresine
mensuptur. Kendileri son derece saygıdeğer, aklı başında,
dürüst, kültürlü ve nezaketli insanlardır. Bu söylediklerim
sadece benim değil aynı zamanda annemin de görüşleridir.
Annem, Bilim Araştırma Vakfı camiasından tanıdığımız kişilerin
1999 yılındaki operasyonda haksız yere mağdur edilmeleri
üzerine mahkemeye yazdığı bir mektupta, bu arkadaşlarımın
iyi ahlaklı ve vicdanlı insanlar olduklarını açıkça ifade
etmiştir.
Annemin bugün huzurunuzda,
eski beyanlarıyla ve gerçeklerle çelişen bir ifade vermesinin
sebebi, bu davanın yargılananlarından menfaat elde etmeye
çalışan bir gurup insanla son dönemde girdiği yakın ilişkidir.
Ben 1999 yılında arkadaşım
Selçuk Hazineci'nin evinde misafirlikteyken bu dava ile
bağlantılı olarak haksız yere gözaltına alınmış ve 5 gün
boyunca gözaltında tutulmuştum. Bu olay haliyle annemi çok
üzmüş ve telaşlandırmıştır. Aynı olayların tekrar başıma
gelmesinden son derece korkmakta ve endişe etmektedir. Annemin
bu hassasiyeti, bu gurup tarafından istismar edilmiştir.
Annemle ilk önce bu hassasiyetini kullanarak yakınlaşan
bu kişiler, bir süre sonra işi ilerleterek annemi, "Bu davada
yargılanan kişiler çok zengin. Bunlardan rahatlıkla para
koparabiliriz" diyerek kandırmış ve yönlendirmişlerdir.
Annem, bir süre önce bana bu
davada yargılanan kişiler aleyhinde ifade vereceğini söylemiş
ama eğer karşı taraf (BAV çevresi) kendisinin bir takım
maddi ihtiyaçlarını karşılarsa bu ifadeyi vermekten vazgeçebileceği
teklifinde bulunmuştur. Ben de kendisine böyle bir şeyin
şantaj olduğunu vicdanlı ve dürüst insanların bu tarz olaylara
yaklaşmaması gerektiğini, bu yaptığının kendisine ve ailemize
yakışmadığını söyledim. Daha sonra bana "her şeyin bir karşılığı
vardır, bunu istemek en doğal hakkım" diyerek cevap vermiştir.
Aramızdaki konuşma bu şekilde son bulmuştur.
Şu an burada annemin verdiği
ifadenin yukarıda anlattığım gerçekler doğrultusunda değerlendirilmesini
istiyor, annemin kafasına bu şekilde uygunsuz fikirler sokan
kişilerden de bu yaptıklarının hesabının sorulmasını sayın
mahkemenizden talep ediyorum.