Adnan Oktar: Bien venue, Welcome, çok memnun oldum gelişinizden, şeref verdiniz, güzel İstanbul'umuzun güzel bir köşesindeyiz şu an. Umarım bu bağlantılar, bu görüşmeler, AB içerisinde de devam eder, daha da gelişir, daha da güçlenir. Fransızlar genellikle kültürlü ve aydın insanlar olarak bilinirler. Özellikle felsefenin geliştiği ve güçlendiği bir memleket olarak bilinir Fransa. Özellikle o nedenle gelişiniz benim için çok önemli.
Adnan Oktar: Evet, sizden soru bekliyorum.
Adnan Oktar: Evet, özellikle felsefenin geliştiği ve güçlendiği bir memleket olarak bilinir Fransa.
Adnan Oktar: Özellikle o nedenle gelişiniz benim için çok önemli.
Adnan Oktar: Evet sizden soru bekliyorum eğer uygunsa.
Muhabir: Fransa'ya bu kadar çok kitap yollamanızın nedeni nedir? Yani amacınız neydi bunu yaparken?
Adnan Oktar: Fransa'ya kitabı yollayan ben değilim. Benim bağlı olduğum kitap şirketi gönderdi.
Adnan Oktar: Ama tabii oradaki amaç Fransa'nın bu mühim gerçeği görmesi, Fransız halkının bu mühim gerçeği görmesi.
Adnan Oktar: Evrim teorisi gerçekten doğru olmayan bir teori. Olsaydı zaten dinle de çelişmezdi. Ama İstanbul'da da, başka yerlerde de, Türkiye'nin her yerinde Dünya'nın her yerinde, yerin altını kazdığımızda her yerde canlıların değişmediğini görüyoruz.
Adnan Oktar: Bu bir gerçek. Aksini ispat eden hiçbir ara fosil yok. Olsa, şimdiye kadar bu ortaya çıkardı. Moleküler seviyede de bu aynı şekilde. Mesela bir hücre içerisindeki genetik bilgi büyük bir kütüphaneyi dolduracak kadar. Bunların tesadüfen olduğunu söylemek bu kadar zeki insanların olduğu dünyada çok büyük bir zorlama olur.
Adnan Oktar: Bir de Allah'ın olması insanları sevindirecek bir şey. Yani bu insanlar için bir sevinç vesilesi, rahatsız edici bir şey değil mutluluk verecek bir şey bu. Bu gericiliği, irticayı getirmez, mutluluğu, ilerlemeyi ve sevinci getirecek bir şey bu.
Muhabir: Şimdi teorinizin bilimsel bir teori olduğunu söylüyorsunuz. Ama bildiğim kadarıyla genelde bilim eğitimi almadınız. Bu durumda nasıl bilimsel olduğunu söyleyebiliyorsunuz teorinizin?
Adnan Oktar: Darwinizm'in geçersiz olduğu o kadar açık ve sarih ki, yani bunun için bir bilim eğitimine gerek yok. Mesela bu teybin bir fabrikada yapıldığını söylemek ve planlanarak yapıldığını söylemek için özel eğitim alınmasına gerek yok. Bu çok açık, bunun özel bir bilgiyle yapıldığı. Yeraltından çıkan fosilleri çocuk olsa anlayacak gibi. Proteinlerin yapısı ortada. Bir proteinin meydana gelmesi sıfır olasılık, tesadüfen oluşması. Darwinizm'in yanlış olduğunu anlamak için, Allah'ın varlığını anlamak için akademik eğitime gerek yok.
Adnan Oktar: Evet yine sorularınızı bekliyorum.
Muhabir: Fransa'da bir çok liseye de kitaplarınız gitti. Şimdi yalnız Fransa tamamen laik olan bir ülke ve genelde dinin bilimle birarada uyum içinde olmadığı bir ülke şimdi burada amaç neydi?
Adnan Oktar: Hemen şunu belirteyim; laikliği ciddi anlamda savunan bir insanım. Laiklik dinin bir garantisidir. Fransa'nın laik olması da güzel. Ama ara fosil yoksa liseli ve üniversiteli insanlara ara fosil olmadığı halde ara fosil var demek aldatmaca olur. Milyonlarca fosil yaratılışı ispat ediyorsa ve bu gizleniyorsa, bu da bir aldatmaca olur. Onun için, gençlerin tarafsız düşünebilmesi için, gerçeklerin ortaya konması gerekir. Gençler veya insanlar veya olgun insanlar kendileri buna karar versinler. Marksizm de okutulsun, faşizm de okutulsun, idealizm de okutulsun, diyalektik felsefe de okutulsun, yaratılış anlatılsın, insanlar buna karar versin. Fikirden korkulmasın. Fikirden korkulması o fikrin doğru olduğunu gösterir. Meydana gelen panik hem şaşırtıcı hem de biraz komik ve gereksiz. Şaşırtıcı olmasının nedeni, burada kullanılan abartılı kelimeler. Deprem, baskın gibi kelimeler çok abartılı. Buna gerek yok, ılımlı düşünmek ve geniş düşünmek gerekir.
Adnan Oktar: Buyurun sorularınıza devam edebilirsiniz. Eğer masanız uzaksa masanızı yakına aldırabiliriz. Ben uzak olmanızdan dolayı sanki zorlanıyormuşsunuz gibi bana geliyor. Veya şöyle alabiliriz sizi isterseniz. Rahat mısınız böyle? Tamam peki buyurun devam edebiliriz.
Muhabir: Evet bazı okullarda Darwinizm öğrettiler diye öğretmenler okuldan ayrılmak zorunda kalmışlar, işten atılmışlar, siz bunu doğru buluyor musunuz? Türkiye'de evet yani öyle haberler aldık. Böyle bir şeyi doğru buluyor musunuz?
Adnan Oktar: Fikirden korkulması vahşi bir tavırdır. Her türlü fikir, her türlü ortamda rahatça ifade edilmesi gerekir. Darwinizmin önünde hiçbir engel olmaması gerekir, rahat rahat anlatılması gerekir. Ama bunun yanlışlığını ispat edenlerin de hürriyeti olması gerekir.
Adnan Oktar: Kitapların toplatılması oluyorsa veya kitapların yakılması tavsiye ediliyorsa bu bir hürriyet tahdididir tabii ki. Mesela kitapların yırtılmasını tavsiye edenler var, bayağı güçlü kitaplar yırtılacak gibi de değil. Yakmak da bir hayli vakit alır, çok zor olur o kitapları yakmak.
Muhabir: Soru kitapların dağıtımı üzerine. Fransa'da olsun, diğer tüm Avrupa'da olsun, bu kitaplar oldukça fazla dağıtıldı ve Fransa'da bu durumda bu dağıtımın finansmanı ne şekilde yapıldı veya vakfın finansmanı nereden geliyor diye şüpheler uyandı ve hatta sizin üzerinizde de bu finansman yüzünden şüpheler uyanmaya başladı.
Adnan Oktar: Kitabın içeriği ve fikri üzerinde durulacağı yerde finansmanın üzerinde durulması bana biraz şaşırtıcı geliyor. Asıl önemli olan bence kitabın içeriği ve fikirleri, anlattığı fikir. Yani kitap o tarzda dağıtılmasa dahi zaten internette var, zaten halk buna çok rahat ulaşabiliyor. Böyle bir sorun yok. Yani biri kağıttan oluşuyor biri sanal bir görüntüden oluşuyor. Arada bir fark yok. Kağıdın bu kadar üstünde durmaya gerek yok.
Muhabir: Siz veya yayıneviniz kitabın yollanacağı üniversiteleri ne şekilde seçtiniz?
Adnan Oktar: İnanın benim bu konuda bir bilgim yok. Ben sadece kitabı hazırlıyorum ve yazımında etkiliyim onun dışında dağıtımı ile ilgili herhangi bir bilgim yok. Ama Fransa'daki üniversiteler bilinmeyen yerler değil. Benim bildiğim, yani herkesin bildiği yerler buralar. Adresi gizli devlet kurumları değil. Yani gizli polis merkezi olsa bu akıl alır ama üniversiteler bütün halkın bildiği yerler buraları. Bunda şaşıracak bir şey yok. Herhangi bir telefon rehberi bile yeterli bunun için.
Muhabir: Fransa'da sizin için veya organizasyon için çalışan kişiler var mı?
Adnan Oktar : Hayır.
Muhabir: Yani peki burada tüm Avrupa'da bu dağıtımı yaptınız acaba sadece bir reklam unsuru muydu? Çünkü sonuçta biliyorsunuz bu kitapları yollasanız bile direkt öğrencilere ulaşamayacaklar arada komiteler var. Seçim komiteleri, onlar ayıklamaları yapacak.
Adnan Oktar: Hiçbir öğrenciye kitap gönderilmedi. Burada bir yanlış anlaşılma var. Benim gördüğüm üniversitedeki öğretmenlere, eğitim görevlilerine gönderildi. Hiçbir öğrenciye gönderilmedi şu ana kadar.
Muhabir: Ama nasıl olsa yolladığınız kişiler de bunları öğrencilere göstermeyecek mi sonuçta? Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı karar veriyor bu kitapların öğrencilere gösterilip gösterilmeyeceğine.
Adnan Oktar : Biz öğrencilerin arkadaşlar orada gönderen kişiler öğrenciler eğitilsin diye göndermiyor. Profesörler ve diğer bilim adamları bu kitap konusunda kritik yapsınlar, kanaatlerini belirtsinler diye gönderiliyor. Yayınevi bu amaçla gönderiyor. Ayrıca lise veya üniversite öğrencileri isterse internette birkaç tıklamayla girebilirler. Öğrenciler için zaten bir engel yok. Yani yirmi saniyelerini almaz ulaşmaları. Orta çağda olsa kitaba mecburduk ama şu an internet var.
Muhabir: Fikirlerinizin Avrupa'da daha çok gelişeceğini düşünüyor musunuz? Yoksa şimdiden geliştiğini, adımlar atıldığını düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar : Çok sarsıcı oldu Fransa'da, yani adeta gerçekten şok oluşturdu. Şu ana kadar ortalık bomboştu. Bu konuda kimse muhalif bir fikir beyan edemiyordu. Fikir beyan edenleri de baskı uygulanıyordu. O kitabı okuyup da aksini iddia etmesi normal bir insanın çok çok güç. Zaten bunu Fransız Milli Eğitim Bakanlığı uzmanları da açıkladılar. Yani özel olarak direnmedikten sonra mümkün değil kabul edilmemesi. Çok açık ve sarih gerçekler.
Muhabir: Peki Türkiye'ye bakacak olursak Yaratılış teorisi kabul edilebilecek durumda mı?
Adnan Oktar : 1980'lerde Darwinizm Türkiye'de %50'nin üzerinde kabul ediliyordu. Ama şu an %90 kabul edilmiyor. Bu bilimsel çalışmaların bir neticesidir. Türk halkı gerçeklere karşı daima açıktır, samimidir. Ben Fransızların da o şekilde olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda yapılacak kamuoyu yoklamalarında bunu göreceğiz hep beraber.
Muhabir: Şimdi bir yandan bilimsel eğitiminizin olmadığını söylediniz ve zaten bilimsel bir eğitim almanın gerekli olmadığını söylediniz yani gerçeği görmek için fosiller konusunda ama bir yandan da din açısından oldukça dine önem veren bir insan olduğunuzu biliyoruz. Dolayısıyla şu an yaptıklarınız acaba daha çok insanları İslam'ı kabul etmeyi, İslam dinine kendilerini adamaya yönelik değil mi?
Adnan Oktar : Bu sadece İslam dini açısından faydalı bir çalışma değil. Gerçi burada temel olarak tabii ki İslam'a faydası vardır. Ama bu Hıristiyanlık ve Musevilik içinde bu çok önemli bu açıklamalar. Biz İsrail'de de ateizmin ve Darwinizmin yaygınlaştığını biliyoruz. Bunu bir tehlike olarak görüyoruz. Nitekim benim kitabım İbranice'ye çevrildi ve İsrail'de de şu an satılıyor ve orada konferans da verdi arkadaşlarımız, anti-Darwinist. Ve bu çok etkili oldu. Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar hepsi bu fikirlerden istifade ediyorlar. Çünkü bu dinlerin hepsinde tek bir Allah inancı vardır. Ve bunların hepsi kökende İslam dinidir. İbrahim, Nuh, Musa hepsi aynı şeyleri savunmuştur. Hepsi aynı fikri aynı inancı savunmuşlardır.
Muhabir: Biraz bu fikre nasıl ulaştığınızdan bahsedebilirsek, her zaman Darwin fikrine karşı mı oldunuz? Nasıl gelişti?
Adnan Oktar: Ben her şeye çok akılcı bakarım. Yani gerçekten samimi inandığım şeyleri savunurum. Baktım araştırdım, gerçekten Darwinizmin doğru olmadığına samini kanaatim geldi. Yani Allah o şekilde de yaratabilirdi, evrimle de yaratabilirdi. Ama gerçekten böyle bir şey yok.
Muhabir: Mesela ailenizde bu tür fikirler var mı?
Adnan Oktar: Hayır hayır. Liberal bir aile bizim ailemiz. Laik ve liberal bir aile.
Muhabir: Peki bu durumda ailenizin bireyleri arasında Darwin teorisine inananlar var mı?
Adnan Oktar: Şu an yok.
Muhabir: Ama eskiden? Siz kendinizi laik olarak mı görüyorsunuz?
Adnan Oktar: Tabii ki laikliği çok önemli bir inanç ve düşünce olarak görüyorum.
Muhabir: Çünkü genelde din ile yaratılış teorisi karşılaştırılıyor ve laiklik genelde daha bilimsel bir yaklaşım oluyor.
Adnan Oktar: Hayır, laiklik dinle içiçedir. Hristiyanlıkla da çelişmiyor. Musevilikle de çelişmez, Müslümanlıkla da çelişmiyor. Laiklik dinin garantisidir. İnançsız insanlar için de bir garantidir. İnananlarla inançsızlar arasındaki dengeyi kurar laiklik.
Muhabir : O zaman teorinizin dünya çapında genişlediğini, yani sırf Türkiye'de müslüman camiasında değil de tüm dünya çapında genişlediğini düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Düşünce değil, bir gerçek. Yani araştırmalar bunu gösteriyor.
Muhabir: Ama genel olarak bakıldığında Darwinizm'i illa da Tanrı'ya karşı bir teori olarak görmüyor musunuz? Çünkü demin dediniz ki Allah o şekilde de dünyayı yaratabilirdi ama öyle olmamış size göre. Biraz daha açar mısınız?
Adnan Oktar: Ben gerçeği araştırıyorum. Gerçekten de Allah o şekilde yaratabilirdi. Ama o şekilde yaratılmadığını görüyoruz. Milyonlarca fosil yaratılışı gösteriyor. Eğer evrim doğru olsaydı milyonlarca ara fosil olması gerekirdi. Darwinizm çok usta bir propagandayla bütün dünyayı ikna etmiş şu ana kadar. İnsanlar şaşkınlık ve hayret içinde uyanıyorlar ve böyle bir teoriye nasıl inandıklarına kendileri de şaşırıyorlar sonra. Şu an Türkiye'de Darwinizm'i savunan biliamadamı, profesör sayısı parmakla sayılacak kadar düştü. Eskiden üniversitelerde hakim düşünceydi bu.
Muhabir: Peki şu an Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı açısıdan resmi olarak Darwinizm'i reddetme gibi bir durum söz konusu olabilir mi, dünyada böyle bir şey söz konusu olabilir mi?
Adnan Oktar: Fikirlerin reddedilmesi doğru değil. Darwinizmin ben okullarda üniversitelerde okutulmasını istiyorum. Ama verilen cevabın da okutulması istiyorum. Eğer verilen cevap yasaklanırsa insanlar buna mutlaka bir şekilde ulaşırlar. Yasaklanan fikirler insanlara çok ilginç gelir ve mutlaka ulaşırlar gerçeğe. Yasaklama bir çözüm değil. En güzeli fikir özgürlüğü.
Muhabir: Şu an hükümette olan partinin desteğini aldınız mı?
Adnan Oktar: Hayır hayır. Öyle birşeye ihtiyacımız da yok. Benim ihtiyacım yok. Bu fikir zaten çok güçlü ve çok açık bir fikir. Destekle ayakta duracak bir fikir değil.
Muhabir: Hükümet yardımı derken şunu kast etmek istemiştim, belediyeler, valiler size kendi salonlarını vermişler konuşmalar yapmak için. AKP döneminde bu daha kolay oldu da, daha önceki hükümetlerde daha zor oldu diyebilir miyiz?
Adnan Oktar: Hayır hayır. Artık arkadaşlarımız lokantalarda, kebapçı salonlarında bile sergiler hazırladılar. Bir çok legal çalışma bu şekilde yapılmış oldu. Gösterilen yoğun reaksiyona rağmen halkımız gerçekleri savunduğu için halkımızın desteğiyle bu ilmi gelişmeler kolay zemin buluyor. Yoksa belediyelere ve bu tip kurumlara çok fazla baskı oldu. Ama arkadaşlar resmi olmayan yerlerde sergiler yaparak, konferaslar yaparak çok güzel başarılı neticeler aldılar. Ama nadir olarak da resmi binalarda da yapıldığı oldu. Ama legal hakkımızdı bu. Her Türk vatandaşının hakkı olduğu gibi bizim de hakkımızdı. Yani özel bir destek olmadı.
Muhabir: Ama şu an AKP hükümetteyken sizin fikirlerinizi sunmanız için ortam daha kolay değil mi?
Adnan Oktar: Biz en zor şartlarda dahi anlatmıştık fikirlerimizi. AKP daha yeni iktidara geldi. Ben 1980'den beri fikirlerimi anlatıyorum.
Muhabir: Fransa'da sizin hukuk açısından yaşadığınız problemlerle ilgili bir çok makale de yer aldı. Bu konuda da bilgi verebilir misiniz?
Adnan Oktar: Psikolojik savaşın bir gereği olarak oluyor bunlar. Fikire fikirle karşılık verememenin bir acizliği. Materyalistlerin acizliklerinden başvurdukları son çözüm bu. Ama bunlardan da etkilenmiyoruz. Etkilenmeyiz. Halkımız bunun farkında zaten. Akıl almaz iftiralarla akıl almaz baskılarla bu fikrimizin durdurulması için gayret ediliyor. Fakat buna rağmen hızla doğru olan bu fikrimiz yayılıyor.
Muhabir: Bu Mayıs ayında Yargıtay'ın bir karaı oldu. Yargıtay'ın kararı doğrultusunda bir açıklama yapabilir misiniz? Bu konudaki düşünceniz nedir?
Adnan Oktar: Yargıtay kararı daha bize belirtilmeden basına servis edildi. Anlatmak istediğim konu için de bu çok güzel açık bir delil. Bize 3 gün sonra açıklandı, basına açıklanmasından. Bu poliste alınan, zorla alınan ifadelerin, polis baskısıyla şiddet ortamında alınmış ifadelerin tekrarından ibarettir, Yargıtayın açıkladığı izahlar. Öyle bir ortamda dünyada hangi insan olursa olsun ister Fransız olsun ister Türk olsun aynı ifadeleri verirdi. Can kaygısıyla, insanın canının kurtarması için yaptığı bir eylem bu. Bize hazır ifadeler getirildi ve altına imza atmamız istendi. O ortamda en akılcı tavır oraya imza atmaktı. Aksini yapsaydım şu an ne olurdum bilemiyorum.
Muhabir: Peki size o ortamda yapılan baskı derken neyi kastediyorsunuz?
Adnan Oktar: İşkence. Bununla ilgili çok fazla adli tıp raporu var. Bununla ilgili belgeleri size sunabilirim. Bu işkenceyi yapan polisler şu an 120 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorlar ayrı ayrı. Birçok arkadaşım sakat kaldı. Ben sakatlanmamak için imzayı attım. Şu an sağlam olarak karşınızdayım. Ama siz de olsaydınız inanın atardınız o ortamda imzayı. Yani buraya atılan imzayı kullanmak akıllı vicdanlı bir insanın yapacağı birşey olamaz.Yani bu işkence ortamında atılan imzayı bu şekilde bir propaganda aracı olarak kullanmak vicdanlı bir insanın yapacağı birşey değil. İşkence lanetlenmesi gereken bir şeydir, desteklenmesi gereken birşey değildir. İşkence reddedilmesi gereken birşeydir. Eğer bu ifadeler kabul edilirse işkence de kabul edilir. Bize diyorlar ki işkence çekseydiniz fakat kabul etmeseydiniz diyorlar. Biz de buna gerek duymadık nasıl olsa savcılıkta ve hakim karşısında reddederiz diye düşündük. Nitekim savcılıkta ve hakim karşısında reddettik. Ama buna rağmen bu beladan 8 yıldan beri kurtulamadık. Halen de uğraşıyoruz. Ama bu boş bir çaba. Ben bir araştırmacıyım ve yazarım. Bütün insanları seviyorum. Çok şefkatli ve sevgi dolu bir insanım. Her türlü güzellikten estetikten zevk alan bir insanım. Demokratım. Bana verilen paye ise çok garip, polis fezlekesinde verilen paye. Yani polis fezlekesinde iddia edilen şey. Çete lideri olarak tanıtılıyorum. Ben soygun yapmadım. Adam öldürmedim. Kimseyi tehdit etmedim. Gasp da yapmadım. Benim hayatım ortada ve bütün herkes beni tanıyor. Bu yönde aleyhte beni suçlayacak hiçbir delil dava dosyasında yok. Yani şu an dosya tamamen boş. Tek bir tane delil yok. Şantaj delillerinden bahsediliyor. Şantaj kasetlerden bahsediliyordu, tek bir tane delil yok. Yani iddia edilen hiçbir delil yok. Bu sadece psikolojik savaşın bir oyunu.
Muhabir: Peki bu prosedürün sonucu konusunda optimist misiniz? Yani daha iyiye gideceğini düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Tabii ki Türk adaletine güveniyorum. Türk adalaetini bu konularda tenzih ederim. Türk adaletine baskı yapan gizli bir mekanizma var. Benim muhatap olduğum anlattığım hitap ettiğim kişiler onlar. Türk adaleti dürüsttür ama ciddi baskı altındadır. Bunu Yargıtay başkanı da söyledi, başbakan da söyledi. Yeni söylediler daha. Bu kararın açıklandığı gün Yargıtay başkanı söyledi. Başbakan da dün açıkladı. Yargının üstündeki baskı kaldırılmalı. Yargı hür olmalı. Devletin içine sızmış karanlık çetelere son verilmeli.
Muhabir: Peki bu adalet içine sızmış ve ı bu tür baskıları uygulayanlar, sonuçta size karşı da oluyor bunlar, sizce kim olabilir?
Adnan Oktar: Devlet bundan zaten şikayetçi. Buna Türkiye'de derin devlet deniyor.
Muhabir: Dine karşı olan kimseler mi sizce?
Adnan Oktar: Evet sol bir yapılanma. Sol materyalist bir yapılanma. Hatta marksist bir yapılanma. Materyalist. Komünist bir yapılanma.
Muhabir: Peki derin devlet dediğinizde daha çok Kemalist bir düşünce olmuyor mu?
Adnan Oktar: Hayır, Mustafa Kemal Türkiye'nin medar-ı iftiharıdır. Türkiye'ye demokrasiyi getiren odur. Bütün bu gördüğümüz özgürlükleri, hürriyetleri, güzellikleri getiren odur. O yine Marksistlerin yaptığı bir propagandadır. Atatürk şiddetle karşıydı, bu tip illegal yapılanmalara. İllegal yapılanmalardan masonluğa da karşıydı. Mason localarını kapattırdı bu yüzden.
Muhabir: Ama sonuçta günümüzde Kemalist düşüncede olanlar sonuçta illaki eskiden Mustafa Kemal düşüncesinde olan kişilerle aynı fikirlere sahip olmayabilirler, yani geçmişteki Kemalistlerle bugünkü Kemalistler arasında fark olabilir.
Adnan Oktar: Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kısım komünistler şu anda kullanmaya kalkıyorlar ama beceremeyecekler. Bu doğru.
Adnan Oktar: Mao'yu, Stalin'i, Lenin'i savunanlar Atatürk'ü savunur konumdalar şu an. Bu bir oyundur. Lenin de eserlerinde buna dikkat çekiyor. Bu tip taktiklerin kullanılmasını tavsiye ediyor Marksistlere. Bu taktiği tavsiye etmektedir ve onlar da uygulamaktalar şu anda. Ne milletimiz ne ordumuz böyle bir oyuna gelmez. Ama yoğun bir faaliyet var bu yönde, bu doğru.
Muhabir: Çok araştırma yaptınız acaba Atatürk'ün Darwinizm ile ilgili bir fikri var mıydı bunu araştırdınız mı?
Adnan Oktar: Evet. Atatürk Allah'a inanan, dinin varlığını savunan bir insandı. Elmalılı Hamdi Yazır isimli kişiye Kuran tefsiri yaptırmıştır. Yani Kuran'ı açıklattırmıştır. Kuran'ı açıklatan bir kitap yazdırmıştır. Tam bir beyefendidir. Dindardır. Dinin lüzumuna ve dine inandığına dair çok fazla ifadesi var. Bu konuda benim birçok kitabım var. Buradan bu konuları alabilirsiniz. Belgeleriyle açıklıyorum.
Muhabir: Aslında spesifik olarak Darwinizm ile ilgili sormuştuk yani bu konu ile ilgili fikri var mıydı?
Adnan Oktar: Zaten Allah'a inanan bir kişinin dindar olması, Kuran'ı savunması, Atatürk'ün bu yeterli. Kuran'da çünkü yaratılış vardır.
Muhabir: Sonuçta tek Allah'a inanan dinler arasında bu kadar radikal değil de daha geniş bakış açısı olanlar davar, mesala Papa örneğin insan Allah tarafından yaratılmıştır, ama 3 günde mi 6 günde mi yaratıldı bu kadar net, radikal konuşmuyor. Sizce daha ara fikirler olamaz mı?
Adnan Oktar: Papa Darwinizme inanmıyor.
Muhabir: Ama Darwinizmde de herşey reddedilmemeli.
Adnan Oktar: Evet ama daha önceki Papa kabul ediyordu. Fakat bu Papa kabul etmiyor. Etkimiz görülüyor burada. Çünkü Papa'ya da kitabımdan göndermiştim. Hemen etkisi görüldü.
Muhabir: Hangi etkiler?
Adnan Oktar: Açıklamasından anlıyoruz. Darwinizme karşı olduğunu net açıkladı.
Muhabir: Kitabınıza karşı Avrupa'dan başka olumlu tepkiler aldınız mı? Mesela irtibatlar?
Adnan Oktar: Çok çok fazla.
Muhabir: Ne gibi mesela?
Adnan Oktar: Size onları fotokopilerini belge olarak sunabilirim. Yani yüzlerce belge var. Mektup, teşekkür mektupları var, tebrik mektupları var. Çok seçkin çevrelerden geldi bu yazılar. Profesörlerden, araştırmacılardan, devlet büyüklerinden, Fransız devletinin ileri gelenlerinden de birçok yazı aldık. İsimlerini duyduğunuzda şaşıracaksınız. Biraz sonra sunacağım.
Muhabir: Hemen söyleyin lütfen.
Adnan Oktar: Birisi eski başbakanınız. Evet. Alain Juppe.
Muhabir: Alain Juppe sizi tebrik etmek için mi bir mektup yolladı?
Adnan Oktar: Evet. Bir ay olmuştur.
Adnan Oktar: Bak birçok sırrımı söylüyorum size.
Muhabir: Sadece nasıl çalıştığınızı anlamak açısından soruyorum. Kendisinin size ait şahsen fosilleri mi var yoksa ne şekilde araştırmalarınız yapıyorsunuz, çalışmalarınızı yürütüyorsunuz?
Adnan Oktar: Birçok müzede milyonlarca fosil sergileniyor dünyanın her tarafında. Özel müzeler var ayrıca. Binlerce koleksiyoner var. Bunların koleksiyonlarından istifade ediyoruz.
Muhabir: Sizin şahsen bir koleksiyonunuz var mı?
Adnan Oktar: Evet mütevazi küçük bir koleksiyonum var. Benim değil de arkadaşlarımın küçük bir koleksiyonu var.
Muhabir: Sergilerinizde gördüğümüz fosiller nereden? Bunlar için para ödediniz mi? Nasıl getirtildi?
Adnan Oktar: Onlar da herhalde çeşitli koleksiyoner kişilere ait. Onlar hakkında bilgim yok. Ama Türkiye'de çok koleksiyoner var.
Muhabir: Şimdiye kadar kaç yerde sergi düzenlendi?
Adnan Oktar: En az yüzlerce. İki yüz, üç yüz yerde sergilenmiş olabilir. Yani Türkiye'den ümitlerini kessinler. Darwinizm Türkiye'de bitti. Bunu bilimadamları da söylüyorlar. Gerçekten geri dönüşü olmayacak şekilde bitti.
Muhabir: Sizin misyonunuz bitti mi böylece?
Adnan Oktar: Dünya çapında olduğuna göre çalışmamız devam edecek demektir.
Muhabir: Yurtdışında böyle sergiler açmayı düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Yurtdışında zaten sergiler yapılıyor.
Muhabir: Öyle mi, hangi ülkelerde?
Adnan Oktar: Yok, koleksiyonerlerin yaptığı özel sergiler, koleksiyoner arkadaşlarımın, tanıdıklarımın yani bu fikirleri savunan kişilerin bu düşüncede olan kişilerin yaptığı sergiler. Özel sergiler.
Muhabir: Bir sonraki etapta Avrupa ülkeleri açısından sizin için hangisi olacak?
Adnan Oktar: Belli bir planım yok.
Muhabir: Konferanslar, seminerler konusunda belli bir planınız yok mu?
Adnan Oktar: Fransa'da düşünüyor arkadaşlarım. İnşaAllah orada da Fransız derin devletiyle karşılaşmayız.
Muhabir: İsviçre'de veya Belçika'da düşünüyor musunuz?
Adnan Oktar: Tabii tabii, bir sınır yok. Ama Darwinizmin dünya çapında sonu geldi, bunu açıkça söyleyebilirim. 10-15 yıl sonra Darwinizm bir hikaye olarak anlatılacak. Çünkü yeni gençlik çok uyanık, internete giriyorlar, gerçekleri arıyorlar. Artık kitle eğitimi yok, tek yönlü eğitim yok, çok yönlü eğitim var. Eğer internete filtre sistemi kurmazlarsa bu kesin böyle olacak gibi görülüyor. Darwinizmin olmaması çok mutluluk verecek birşey yani bir ölüm haberi gibi alınması yanlış.
Muhabir: Peki sizin için ileride gelecekte Darwinizmin sona ermesi aynı zamanda terörün sona ermesi, bu tür şeylerin de mi sona ermesi olacak?
Adnan Oktar: Tabii ki tabii ki tabii... Teröre Bilim Araştırma Vakfı ve şahsım şiddetle karşıyız. Bir insanlık ayıbıdır, insanlık suçudur. Evet. Hiçbir din ne Hristiyanlık, ne Musevilik, ne İslamiyet terörü savunmaz. Terörü yapanların hepsinin kökenine indiğimizde Darwinist ve materyalist olduklarını ve gizli komünist olduklarını görüyoruz.
Muhabir: Bu durumda 15 sene sonra terörizm diye birşey kalmayacak diyebilir miyiz?
Adnan Oktar: Pek tabii ki. Barış çağı gelecek, Altınçağ diyoruz buna.
Muhabir: Ama peki Müslümanlar içinde, diğer insanlar içinde de olsun yaratılışa inanan ama yine de terörist olan kişiler de var.
Adnan Oktar: Bunun cevabını biraz sonra versem uygun olur mu? Çünkü duyamazlar ezan okunduğu için.
Adnan Oktar: Tamam olur, tabii ki tabii ki olur, buradayız yani.
Adnan Oktar: Evet devam edebiliriz, sorunuzu tekrarlamanızı rica ediyorum.
Muhabir: Yani sonuçta, dine inananlar arasında da, İslam'a inananlar arasında da teröristliği gerçekleştiren kişiler var.
Adnan Oktar: Bu tamamen dini bilmemekten kaynaklanan yanlış bir düşünce ve yanlış bir eylem. İslam dini terörü kesinlikle kabul etmez. Bu açık açık ifade edilmiştir.
Kuran'da bununla ilgili çok fazla ayet var. Aynı şekilde İncil'de de terörü teşvik eden hiçbir ayet yoktur. Evet. Tevrat'ta da yoktur, yani Musevilerin kutsal kitabında da yoktur.
Muhabir: Bizim de sorularımız olacak.
Adnan Oktar: Tabii, peki, o zaman sizi böyle alalım isterseniz yahut nasıl isterseniz kolay olur.
Tarkan Yavaş: Belki tercüme, onlara da tercüme yapılması açısından.
Adnan Oktar: Türk asıllı değil mi bunlar?
Tarkan Yavaş: Evet.
Adnan Oktar: Tercüme?
Tarkan Yavaş: Fransızlar'a da belki.
Adnan Oktar: Anladım tamam peki, ama en azından arkadaşları şöyle alsak ben boynumu iki tarafa.
Çevirmen: Ben böyle geçeyim.
Adnan Oktar: Evet rica etsem. Mümkünse.
Çevirmen: İsterseniz ben onların yanına geçeyim.
Adnan Oktar: Olabilir.
Çevirmen: Masadan, yani gürültü olmasın, onlara direkt oradan söyleyeyim. Yani Siz bilirsiniz.
Adnan Oktar: Olur, olur olur... Tabii tabii. Güzel. Evet evet evet, olur evet. Merhaba.
Muhabir: Darwinizmin geçerli olduğu toplumlarda o toplumların inançlarıyla da çelişmesine rağmen çok ciddi noktalarda refere edilebilen bir görüş. Bu görüş sizce neye hizmet ediyor ki bu kadar inançlarıyla bile bazen bazı noktalarda çeliştiği halde bu kadar refere edilebilir ve güçlü halde karşımıza çıkıyor sizce, Darwinizm neye hizmet ediyor? Amacı nedir? İkinci sorum da bu mücadelenizde İslam Dünyası'nda hiç destek buldunuz mu? Diğer İslam ülkeleri ya da en azından Türkiye kadar laik olmasa bile Darwinizmi özünde reddeden bir inanç paylaşan ülkeler arasında destek gördünüz mü?
Adnan Oktar: Tabii ki bütün İslam ülkelerinde Darwinizme karşı ciddi bir uyanış var. Eskiden hakikaten İslam ülkelerini çok etkisi altına almıştı Darwinizm. Ama şu an süratle bundan kurtuluyorlar. Darwinizme dünya çapında olan destek de şu anda süratle erimeye başladı. Darwinizme karşı olan destek.
Türk Gazeteci: Peki neye hizmet ediyor sizce Darwinizm? Bu kadar yaygın ve dünyanın işte en azından inançlarıyla örtüşmeyen büyük toplumlarına bile hükmedebilecek kadar gelişmesi temelinde neyi barındırıyor? Bilimsel olarak belki yatırıldı masaya ancak fakat reddedildiği kadar oranda da olmadı?
Adnan Oktar: Komünizmin, faşizmin, emperyalizmin ana silahıdır Darwinizm, yani bu olmadan ne komünizm olabilir, ne Darwinizm olabilir ne emperyalizm olabilir. Darwinizme şiddetle ihtiyacı var bu düşüncelerin...
Adnan Oktar: Nasıl yapıyoruz şimdi?
Tarkan Yavaş: Toplantı bittiyse o zaman diğerleriyle devam edebiliriz.
Adnan Oktar: Tamam o zaman onu açıkla sen.
Tarkan Yavaş: Başka soru yoksa?
Adnan Oktar: Çok teşekkür ederim Türk basın mensubu arkadaşlar için, Fransız arkadaşlarla devam edeceğiz değil mi?